İŞ MAHKEMELERİNDE BİLİRKİŞİ RAPORUNA İTİRAZ VE DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ
İş mahkemelerinde görülen işçilik alacağı davalarında bilirkişi raporları, mahkemenin karar sürecinde önemli bir rol oynamaktadır. Ancak bilirkişi raporları mutlak ve bağlayıcı nitelikte değildir. Tarafların, raporda eksik inceleme, hatalı varsayım veya yanlış değerlendirmeler bulunduğunu düşünmeleri halinde rapora itiraz etme hakları bulunmaktadır. Bu durum, özellikle iş hukuku davalarında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından büyük önem taşımaktadır.
Örneğin Malatya İş Mahkemelerinde görülen birçok davada, işçinin gerçek ücretinin belirlenmesi uyuşmazlığın temel noktalarından biri olmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarında yer alan ücret bilgileri kural olarak esas alınmakta olup, bu kayıtların aksinin güçlü ve somut delillerle ispat edilmesi gerekmektedir. Buna rağmen bazı bilirkişi raporlarında, SGK kayıtlarında görülen ücret yerine daha yüksek bir ücret varsayılarak hesaplama yapılabilmektedir. Bu durum, davalı tarafın avukatı tarafından yapılan itirazlarla mahkeme tarafından yeniden değerlendirilmekte ve çoğu zaman ek bilirkişi raporu alınmasına neden olmaktadır.
İşçilik alacaklarının tespitinde tanık beyanları da önemli bir delil olarak kabul edilmektedir. Ancak Yargıtay içtihatlarına göre, işyerindeki çalışma düzenini bilmeyen veya aynı işyerinde birlikte çalışmamış kişilerin tanıklıklarına ihtiyatla yaklaşılması gerekmektedir. Örneğin Malatya’daki bir iş yerinde çalışan işçinin çalışma koşullarına ilişkin, farklı bir şubede çalışan kişilerin tanıklık yapması halinde bu beyanların doğruluğu ve güvenilirliği mahkeme tarafından dikkatle değerlendirilmelidir. Bu noktada hem davacı hem de davalı taraf avukatlarının, tanıkların çalışma düzenini gerçekten bilip bilmediğini ortaya koyacak sorular yöneltmesi yargılamanın sağlıklı ilerlemesi açısından önemlidir.
Bunun yanında iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği iddialarında ispat yükü çoğu zaman işçiye aittir. İşçi tarafından ileri sürülen mobbing, ağır çalışma koşulları veya kötü muamele gibi iddiaların somut delillerle desteklenmesi gerekmektedir. Aksi halde yalnızca soyut beyanlara dayanarak haklı fesih kabul edilmesi hukuki açıdan mümkün görülmemektedir. Bu nedenle uygulamada avukatların, müvekkillerinin iddialarını destekleyecek belge ve tanıkları titizlikle hazırlaması büyük önem taşımaktadır.
Sonuç olarak iş davalarında bilirkişi raporları yargılamada önemli bir araç olmakla birlikte kesin ve değişmez nitelikte değildir. Malatya’da ve Türkiye’nin diğer illerinde görülen iş davalarında avukatların raporları dikkatle incelemesi, hatalı veya eksik yönleri ortaya koyması ve gerekli durumlarda ek bilirkişi raporu talep etmesi adil yargılanma ilkesinin sağlanmasına katkı sunmaktadır. Bu yaklaşım, hem işçi hem de işveren açısından hukuka uygun ve hakkaniyetli kararların verilmesine yardımcı olmaktadır.

Daha önce yorum yapılmadı.